Yükleniyor...

Prof. Dr. Mustafa SOFİKERİM | Üroloji

Vezikovajinal fistül ( VVF ) nedir?

Vezikovajinal fistül (VVF) kadınlarda ürogenital sistem (idrar yolu ve kadın cinsel organları arasında) meydana gelen fistüllerinin bir alt tipidir. Vezikovajinal fistül (VVF) mesane (idrar torbası) ile vajina arasında anormal bir kanalcık gelişimi söz konusudur. Bu anormal şekilde gelişmiş olan kanalcık ya da kanala “ fistül “ denilmektedir.

İdrar torbası ve vajina arasında meydana gelen bu fistül nedeniyle mesanedeki idrar vajinaya kaçmakta ve vajinadan da dışarı akarak istek dışı ve devamlı idrar kaçağına neden olmaktadır Gece-gündüz devamlı idrar kaçırılması nedeniyle kadınlarda son derece sıkıntılı ve sosyal hayatı derinden etkileyen bir durumdur.

Tedavi öncesi doğru teşhis ve fistülün yapısının doğru değerlendirilmesi tedavinin başarısında büyük öneme sahiptir. Yakın zamanda özellikle zor doğum yapmış, ya da kadın hastalıklarından ameliyat geçirmiş, veya kadın hastalıkları nedeniyle ışın tedavisi (radyoterapi) almış kadınlarda istek dışı idrar kaçırma başladığında vezikovajinal fistül mutlaka düşünülmeli ve teşhis için gerekli yaklaşımlara başlanmalıdır

Vezikovajinal fistül en sık nedeni %90 kadın hastalıkları nedeniyle yapılan açık ameliyatlar sırasında istenmeden mesane ve idrar yollarının hasar görmesidir. Ameliyat sırasında oluşan mesane ya da idrar kanallarının ameliyat sırasında yanlışlıkla kesilmesi olabileceği gibi, kanama kontrolünde yanlışlıkla dikiş geçilmesi ya da elektrokoter nedeniyle yanmaya bağlı da meydana gelebilir. Vezikovajinal fistül gelişimine genellikle mesaneden yanlışlıkla geçilen dikişten ziyade bu dikişin mesane ve vajinada oluşturduğu bölgesel kanama ile kanlanma bozukluğu ve sonucundaki doku nekrozu önemli rol oynamaktadır. İki organ arasında gelişen kanalcık yoluyla mesaneden vajinaya idrar kaçmaya başladığı andan itibaren bu kanalın içini mukoza zarı sarmakta ve bunun sonucu da geri dönüşümsüz şekilde tam fistül tablosu oturmaktadır. Vezikovajinal fistül gibi bütün ürogenital fistüllerde temel belirti istek dışı idrar kaçırmadır. Bu akıntı genellikle devamlı şekilde olmaktadır. Ancak ince fistüllerde aralıklı idrar kaçırma şeklinde de kendisini göstermektedir.


Vezikovajinal fistülün tedavi seçenekleri nelerdir?

Eğer jinekolojik ameliyattan hemen birkaç gün içinde vezikovajinal fistül tanınmış ise, mesaneye idrar kanalından ya da karından yerleştirilen bir sonda ile 30 günlük bir drenaj tedavi edici olabilir. Özellikle fistül çapı ince ise devamlı sonda drenajı ile bu yaklaşım başarılı olacaktır. Vezikovajinal fistül gibi diğer ürogenital fistüllerde de tamirin ne zaman yapılacağının kararı, nedene, dokunun yapısına ve kalitesine, hastanın ek hastalıklarının durumuna ve psikolojisine göre karar verilir.

Ancak geleneksel olarak vezikovajinal fistüle neden olan cerrahi ile tamirin arasında 8 – 12 haftanın geçmesi beklenmektedir. Eğer infekte fistüllerde ya da ışın tedavisine bağlı fistül gelişmiş ise daha uzun süre beklenmesi önerilmektedir. Özellikle ışın tedavisi sonrasında, dokuların damarsal gelişiminin tekrar yerleşmesi ve doku iyileşmesinin olabildiğince geri dönmesi için 1 yıl beklemek gerekebilir.


VVF tedavisinde cerrahi

Cerrahın en üst düzeyde başarılı tedaviyi gerçekleştirmesi ancak cerrahın en sık kullandığı teknik ile elde edilebilir. Bununla beraber günümüzde laparoskopik teknik ile vezikovajinal fistül minimal invaziv olarak rahatlıkla tedavi edilebilmektedir. Zaten zorlu bir ameliyat sonrası sosyal açıdan hafta ve aylardır sıkıntı çeken bir kadının bir kere daha başarı olasılığı sınırlı olacak bir tedavi yöntemini ve açık cerrahi ile hastayı hem psikolojik hem de kozmetik açıdan gereksiz zor durumda bırakmak önerilmez.


Mesane ve organ sarkmasında Laparoskopik Sakrokolpopeksi

Mesane sarkmasının derecelerine göre çeşitli tedavi alternatifleri söz konusudur. Bazı tedaviler geçici çözümler sunarken, bazı tedaviler uzun dönem etkili ve düşük riskli olabilmektedir. Tedavi alternatifleri konusunda hastaların etkinlik, yan etki, maliyet gibi konularda aydınlatılmış olması ve hasta için en yararlı tedavi konusunda görüşülmesi en faydalı seçenektir. Bu durumdaki sarkmalar kendiliğinden iyileşmez ya da ilaç tedavisi ile geçmez. Gevşemiş veya yırtılmış bu dokuların desteklenmesi ve tekrar yerine bağlanması gerekir, ki bu da ancak cerrahi olarak mümkündür. Pelvis kemiğinin içinde yer alan mesane, uterus ve barsak gibi organların prolapsusunda (dışarı sarkmasında) ön ve arka duvarın laparoskopik yoldan desteklenmesi temeline dayanan bir girişimdir. Özellikle aşırı mesane sarkması olan ve prolapsus olgularında diğer bütün tekniklere göre uzak ara üstün olan ve halen daha “altın standart” olarak kabul edilen tedavidir. Bu işlemin en önemli avantajlarından en önemlileri de prolen mesh ile bir doku erozyonun olmaması, ileri zamanda yetersizlik gelişmemesi ve cinsel ilişki sırasında ağrının olmamasıdır.

Günümüzde deneyimli ellerde bu müdahale artık “Laparoskopik” olarak yapılmaktadır. En önemli özelliği vajinanın yapısını hiçbir şekilde bozmadan, sadece düzelterek, desteklenmesidir. Laparoskopik Sakrokolpopeksi ameliyatında eş zamanlı olarak, vajen tepe noktası ile tabanı arasındaki ön ve arka duvara iki kat “mesh” tümüyle dikilir ve sabitlenir. Böylece sadece vajen duvarı desteklenmemiş, aynı zamanda barsak ve mesane tarafları da tümüyle desteklenmiş olur. Ön ve arka duvardaki bu destek dokusunun uzantıları kuyruk sokumu kemiğine kadar getirilip buradaki kemiğe kuvvetli şekilde tespit edilir.

Laparoskopik Sakrokolpopeksi ileri derecede laparoskopik cerrahi deneyimi gerektiren ameliyatlardan birisidir. Bazı cerrahlar bu ameliyatı eski teknik olan karından açık cerrahi kesi ile yapmaktadır. Bu hem kozmetik çirkinlik ve ameliyat sonrası ağrı, hem de ameliyatın etkinliği açısından ciddi dezavantaja sahip açık cerrahi yerine, günümüzde laparoskopik yöntem en etkin başarıyı sağlamaktadır.


İdrar Kaçırma tedavisinde TOT Operasyonu

Stres üriner inkontinans (SUİ), idrar kaçırmalarda en sık olarak görülen türdür. SUİ’ye neden olan pek çok faktör bulunmaktadır. Ancak sıklıkla mesane ve rahim sarkmaları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu sarkmaların en sık nedenleri ise gebelikler sonrası meydana gelen bağ dokusu zayıflamalarıdır. Özellikle zor ve travmatik doğumlar, bebeğin normalden iri olması stres inkontinans görülme sıklığını arttırmaktadır. Riski arttıran diğer nedenler arasında ise ileri yaş, gebelik durumu, menapoza bağlı bağ dokusunun zayıflaması, şişmanlık ve kesin olmamakla beraber geçirilmiş histerektomi (rahim alınması) ameliyatları sayılabilir.


TOT Operasyonu (Transobturator Tape Uygulanması)

TOT operasyonunda vajinal yolla yapılan ince bir kesi ile (polipropilen mesh) adı verilen bir bant, özel bir iğne yardımı ile yerleştirilerek üretral kanal yükseltilir. Uygun hastalara tercih ettiğimiz TOT ameliyatında hastanın: yara iyileşimi oldukça hızlı, hastanedeki kalış süresi oldukça az (ortalama bir gün) ameliyat sonrası şikayetler oldukça azdır. Ameliyattan 24 saat sonrasına kadar mesane içine yerleştirilen bir sonda ile mesanenin direne olması sağlanır. Daha sonra sonda çekilir. Taburcu olduktan hemen sonra normal gündelik yaşamınıza dönebilirsiniz.